Yeme bozukluklari, her yil, daha çok üniversite ögrencisinde görülmektedir. Üniversiteye girerken, insan birçok farkli duygu ve karmasa yasar. Bazi üniversite ögrencileri sonunda seçtikleri kariyer yolunda bir adim attiklari için heyecan duyar ve gelecege dair umut dolu hisseder. Bazi üniversite ögrencileri ise hedefledikleri bölümü kazanamadiklari için girmis olduklari bölümü bitirme çabasina girerler.
Sosyal yasanti açisindan, bazi kisiler için özgürlügün kazanilmaya baslandigi, yeni insanlarla tanisip yeni ortamlara girilmeye baslandigi dönemdir. Yalniz öte yandan, bazi kisiler böyle bir duruma, ortam degisikligine, yeni bir baslangica hazir olmayabilir. Özellikle de üniversiteyi ailelerinden uzakta okuyan kisiler için kendi baslarina ve bagimsiz olma durumu çok korkutucu olabilir.
Üniversite ögrencileri gelecekleri ile ilgili kaygi duyup, yetiskin olmanin getirdigi sorumluluklardan dolayi kaygi duyabilirler. Insanlarla tanismak ve yeni arkadaslar edinmekten çekinebilirler. Kabul görmeyecekleri ve uyum saglayamayacaklarini düsünebilirler. Bazi kisiler sirf bu sebeplerden dolayi okula gitmek istemeyebilirler, devamsizliklari çok olup derslerden kalabilirler.
Bazi insanlar için harika bir tecrübe olabilen üniversite hayati, kimileri için hayatlarinin en kötü dönemidir.
Üniversite hayatina alismak zaman alir. En tanidik olan ve alisildik seyler geride birakilmak zorunda kalinabilir. Alisildik lise ortami, tanidik yüzler, arkadaslar geride birakilir. Sehir disinda veya yurt disinda üniversite okuyan ögrenciler için ise aile, arkadaslar, ev, sehir, hatta kisinin kendi odasi ve kisinin kendini güvende hissetmesini saglamis olan baska birçok sey geride kalir. Birden bire yeni sorumluluklar ve insanlarla dolu yeni bir dünyaya girmek son derece korkutucu, kafa karistirici ve yalniz bir deneyim olabilir. Çogu tüm bu baskilari, en basindan itibaren omuzlarinin üzerinde hisseder. Bu karmasa içinde agir ders programi, sinavlar, gece geç saatlere kadar çalismalar, teslim tarihleri yaklasan ödevler de altindan kalkmak zorunda olduklari diger sorumluluklar arasindadir.
Bazi ögrenciler ekonomik olarak ayakta durabilmek için yari zamanli islerde de çalismak durumunda kalabilir. Birçogu, kendi çamasirlarini yikamak, alisverise gidip kendileri için yemek yapmak gibi ek sorumluluklular almaya hazir degildir. Bütün bunlarin üstüne, bir de arkadaslari tarafindan kabul edilmeme kaygisi söz konusudur.
Tüm bunlar çok stresli olabilir ve sonuç olarak çok sayida üniversite ögrencisinde, bunlarla bas etme çabasi içinde gelistirilmis yeme bozukluklarina rastlanabilir.
Psikolojik baski altinda olan bazi gençler, duygularini bloke etmek için anoreksiyaya yakalanabilirler. Tüm zamani kalori ve kiloya odaklamak baska bir sey düsünmeye firsat birakmayacagi için kaygi uyandiran diger durumlari düsünmemelerine yardim eder.
Kimi üniversite ögrencileri kabul edilip sevilmenin, begenilmenin tek yolunun ince olmak oldugunu düsünebilirler. Akademik olarak hayal kirikligina ugrayan ögrencilerde de anoreksiya olusabilir. Notlari hedeflediklerinin ya da ailelerinin beklentilerinin altina düserse kendilerini basarisiz hissedebilirler. Tartida ibre sola gittikçe, kilo vermenin basarabildikleri tek sey oldugunu düsünüp bir sey basarmis olduklarini hissederler.
Bazilari ise hissettikleri baski ve duygular karsisinda bulimia veya asiri yeme bozuklugu gelistirebilir. Yalniz, üzgün, bunalimli, yorgun, kafasi karisik ve tüm olan biten karsisinda etkisiz ve çaresiz hisseden genç, yiyerek sanal, geçici bir güven ve rahatlama hissedebilir. Asiri yedigi zaman bütün olumsuz duygularin yok oldugu hissini yasayabilir. Bulimikler kustuklarinda veya asiri egzersizle tükettikleri kalorileri yakmaya çalisarak tüm bu duygulardan kurtulduklarini hissedebilirler. Yemek sadece geçici bir rahatlama sagladigi içince yeme ve kusma/egzersiz döngüsü devam eder.
Birçok kisi, bir yeme bozuklugu oldugunun bile farkina varamayabilir çünkü yeme bozukluguna isaret eden davranislar kampüslerde yaygin olarak kabul görüyor olabilir. Bazi okullarda yeme-kusma partilerinin bile yapildigi bilinir. Ögrenciler bir araya gelip konusuyor, gülüyor ve yemek yiyorlar. Genellikle 'yasak' kabul ettikleri yiyecekleri yiyip sonra sirayla banyoya gidip kusuyorlar.
Ögrencilerin diyet haplari, müshil ilaçlari ve diuretikleri(vücuttan su atan ilaçlar) paylastigi bile biliniyor. Kisinin çevresinde ayni davranislarda bulunan bir çok insan varken bir problemi oldugunu fark etmesi çok zor. Kisinin bu davranislarin oldukça sagliksiz oldugunun farkina varmasi ve yardim almasi gerekir.
Yeme bozuklugu oldugunu bilen kisiler için ise yardim istemek çok zor olabilir çünkü çevre tarafindan duyulursa dislanacaklari, etiketlenecekleri korkusu yasayabilirler.
Üniversitelerdeki saglik ve psikolojik danismanlik merkezleri, ögrencileri yeme bozukluklari hakkinda bilgilendirmeli ve kendilerinden yardim alabilecekleri konusunda ögrencileri cesaretlendirmelidirler. Üniversitelerin, ögrencilere stresle bas etme seminerleri vermeleri yardimci olabilir. Üniversiteler, yeme bozuklugu olan ögrencilere ne kadar çok servis saglarsa, ögrencilerin de iyilesme, üniversite hayatina uyum saglamayi ve hayatin baskilariyla bas etmeyi ögrenme sanslari da o kadar yüksek olacaktir.